CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla Sakarbaşı Kaynakları’ndan su teminini öngören Kaynarca Barajı ve malzeme ocakları projesini Meclis gündemine taşıdı.
2020 yılında kamuoyuna duyurulan ve 2024 yılı sonunda tamamlanacağı belirtilen yatırımın aradan geçen sürede yatırım programında yer almadığına dikkat çeken Süllü, Tarım ve Orman Bakanlığı’na soru önergesi verdi.
Süllü, projenin yalnızca barajdan oluşmadığını, kaya ve kil ocakları, kırma-eleme-yıkama tesisi ile hazır beton santralini de kapsadığını belirterek çevresel ve sosyal etkilerin daha kapsamlı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Baraj Yeni Sorunlara Yol Açmamalı”
Kaynarca Barajı projesinin toplam 129,05 hektarlık malzeme ocağı alanını kapsadığını belirten Süllü, rezervuar alanında 653 dekar orman ve 84 dekar özel mülkiyete ait tarım arazisi bulunduğunu aktardı.
Sakarbaşı Kaynakları’nın tam kapasite kullanılması halinde mevcut içme suyu ihtiyacının ancak karşılanabileceğine yönelik ÇED dosyasındaki değerlendirmeye dikkat çeken Süllü, gelecekte yaşanabilecek kuraklık risklerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti.
Süllü, “Kuraklık senaryoları nedir? Kaynak debisi yüzde 10, yüzde 20, yüzde 30 azalırsa sistem ne olacaktır? Ekolojik akış nasıl korunacaktır? Bunların yanıtını istiyoruz” dedi.
“Yahnikapan’a 372 Metre Mesafede Kil Ocağı Var”
Projede yer alan kil ocaklarından ikisinin Yahnikapan Mahallesi’ne 372 metre mesafede planlandığını belirten Süllü, açık ocak faaliyetlerinin mahallede oluşturabileceği toz, gürültü ve kamyon trafiğinin somut verilerle ortaya konulmasını istedi.
Kaya ocağında patlatma yapılacağının da ÇED dosyasında yer aldığını belirten Süllü, kullanılacak patlayıcı miktarı, patlatma sıklığı ve titreşim etkilerinin yanı sıra su kaynakları üzerindeki olası etkilerin de açıklanması gerektiğini söyledi.
“Dosyadaki Üretim Rakamları Açıklığa Kavuşturulmalı”
Süllü, ÇED dosyasında kaya üretimine ilişkin farklı rakamların yer aldığını belirterek bu durumun da açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Dosyanın bir bölümünde yıllık 3 milyon 450 bin metreküp kaya malzemesi ihtiyacından söz edildiğini, başka bir bölümünde ise toplam 3 milyon 450 bin metreküp üretimden bahsedildiğini aktaran Süllü, rakamlardaki farklılığın kamyon trafiği, patlatma, toz ve gürültü gibi çevresel etkilerin hesaplanmasını doğrudan değiştireceğini ifade etti.
“653 Dekar Orman Sadece Bir Rakam Değil”
Rezervuar alanında bulunan 653 dekarlık orman alanına da dikkat çeken Süllü, ormanların yalnızca yüzölçümü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Ormanların su rejimi, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem açısından taşıdığı öneme işaret eden Süllü, etkilenecek türler ve kaybedilecek ekolojik işlevlerin nasıl telafi edileceğinin bilimsel olarak ortaya konulmasını istedi.
“Su Güvenliği İle Çevre Güvenliği Karşı Karşıya Getirilmemeli”
Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının güvence altına alınmasını önemsediklerini belirten Süllü, itirazlarının su teminine değil, çevresel riskleri göz ardı eden planlama anlayışına yönelik olduğunu söyledi.

Süllü, Sakarbaşı’nın su rejimi, ekolojik sistem, tarım arazileri, orman alanları ve bölgedeki vatandaşların yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, projedeki eksiklik ve yanlışlıkların giderilmesi ve yöre halkının mülkiyet haklarının dikkate alınması çağrısında bulundu.