Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) Başkanı Sadık Yurtman, dernek olarak 1993 yılından bu yana Eskişehir’in havasını, toprağını ve başta Porsuk Çayı olmak üzere su kaynaklarını korumak için mücadele verdiklerini belirtti. Yurtman, doğayla barışık bir dünya kurulabilmesi için yalnızca mevcut tehditlere karşı durulmasının yeterli olmadığını, gelecek nesillerin de çevre bilinciyle yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Küresel iklim krizinin artık hayatın tam ortasında olduğunu belirten Yurtman, aşırı sıcaklar, kuraklık tehlikesi ve bozulan ekosistemlerin çocukların geleceğini ve eğitim hakkını etkilediğini söyledi. Bu nedenle okulların yalnızca teorik bilgilerin verildiği binalar olmaktan çıkarılması gerektiğini belirten Yurtman, okulların iklim krizine dirençli ve ekolojik dönüşümün merkezleri haline getirilmesini istedi.
“Eskişehir’in eğitim yuvaları sıfır karbon ve yağmur hasadıyla tanışmalı”
ESÇEVDER olarak Eskişehir’deki okullarda “Yeşil Okul Projeleri”nin yaygınlaştırılmasını talep ettiklerini ve bu konuda öncülük etmeye hazır olduklarını belirten Yurtman, temel önerilerini sıraladı.
Yurtman, kuraklık tehdidine karşı okulların çatılarının yağmur suyu hasadı ünitelerine dönüştürülmesini, toplanan suların ise okul bahçelerinin sulanmasında ve temizlikte kullanılmasını önerdi.
Öğrencilerin suyun değerini okulda yaşayarak öğrenmesi gerektiğini ifade eden Yurtman, karbon ayak izi konusunda da öğrencilerin okullarının enerji tüketimini takip edebileceği ve atık üretimini azaltacak sıfır atık projelerini yönetebileceği uygulamaların hayata geçirilmesini istedi.
Yurtman ayrıca okul bahçelerinde betonlaşma yerine permakültür ve sürdürülebilir yerel tarım alanlarının oluşturulmasını, çocukların toprağa dokunarak üretimi ve biyolojik çeşitliliği kavramasının sağlanmasını önerdi.
“Doğayla barışmadan geleceği inşa edemeyiz”
Küresel iklim krizi nedeniyle dünyada milyonlarca çocuğun eğitiminin sekteye uğradığını belirten Yurtman, Eskişehir’de iklim olaylarının yanı sıra insan eliyle gerçekleştirilen madencilik projelerinin de geleceği tehdit ettiğini savundu.
Yurtman, bir taraftan çocuklara okullarda çevre bilinci ve iklim okuryazarlığı kazandırılmaya çalışılırken diğer taraftan çocukların büyüyüp yaşayacağı toprakların ve su kaynaklarının madencilik faaliyetleri nedeniyle tehdit altında olduğunu ifade ederek bunun bir çelişki olduğunu söyledi.
“Alpu Ovası, siyanür yuvası yapılamaz”
Alpu Ovası’na ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yurtman, Büyük Ova Koruma statüsündeki Alpu Ovası’nın tehdit altında olduğunu öne sürdü.
Yurtman, Taşzemin Madencilik tarafından Alpu’nun Esence, Uyuzhamam ve Aktepe mahallelerinde yapılması planlanan Esence Altın-Gümüş Maden Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Projesi’nin bölgedeki köylerin kültürünü, tarımını ve yaşam alanlarını tehdit ettiğini savundu.
Geçtiğimiz temmuz ayında gerçekleştirilen ÇED toplantısına ilişkin de değerlendirmede bulunan Yurtman, halkın protestosunun ardından yetkililerin alanı terk etmek zorunda kaldığını ve bunun halkın projeye rızasının bulunmadığının göstergesi olduğunu ifade etti.
Yurtman, proje alanının Porsuk Çayı’na birkaç yüz metre mesafede olduğunu belirterek, Porsuk Çayı ile İğneli ve Mekkeboğazı derelerinin yakınında gerçekleştirilecek faaliyetlerin toprak ve su kaynakları açısından risk oluşturacağını savundu.
“Madenlerin tozunu değil, yeşil okulların temiz havasını solumak istiyoruz”
Çocuklara okul sıralarında yağmur hasadı, enerji tasarrufu ve doğayı korumanın öğretilmesi gerektiğini belirten Yurtman, Esence’de maden sahasına yakın yaşayan çocukların da temiz bir çevrede eğitim görmesi gerektiğini ifade etti.
Porsuk Çayı’nın kirlenmesi halinde okullarda temiz su hakkı ve sürdürülebilir gelecek projelerinden söz etmenin mümkün olmayacağını savunan Yurtman, ESÇEVDER olarak yetkililere yönelik taleplerini de sıraladı.
Yurtman, Alpu Ovası’nın bir maden alanına dönüştürülmemesini ve Esence Altın-Gümüş Madeni projesinin ÇED sürecinin sonlandırılmasını talep etti. Porsuk Çayı ve havzasının kirletici sanayi ve madencilik faaliyetlerine karşı korunmasını isteyen Yurtman, Eskişehir’deki bütçe ve enerjinin ise okulların iklim krizine dirençli hale getirilmesi için kullanılmasını istedi.
“Güneşli okullar” önerisi
Eskişehir’in güneş enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi gerektiğini de belirten Yurtman, okulların çatılarının Güneş Enerji Santralleri (GES) ile donatılmasını önerdi.
Yurtman, okulların kendi elektriğini üreten, karbon salımını sıfırlayan ve enerji fazlasını yerel şebekeye vererek kendi bütçesini oluşturan ekolojik merkezlere dönüştürülmesini istedi.
Okullardaki organik atıkların kompost ünitelerinde gübreye dönüştürülmesini ve tek kullanımlık plastiklerin tamamen yasaklanmasını da öneren Yurtman, sınıflarda teorik olarak verilen iklim derslerinin okul kantinlerinde ve koridorlarında günlük yaşam biçimine dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.
Yurtman açıklamasını, “Temiz bir çevre ve nitelikli bir gelecek her çocuğun hakkıdır” ifadeleriyle tamamladı.
