Süllü, ihale kapsamında Eskişehir ve Kütahya’da yaşayan 15 kızıl geyik ile 1 Anadolu yaban koyununun “av turizmi” adı altında öldürülmek üzere satışa çıkarıldığını belirtti. Anadolu yaban koyununun avlanma bedelinin yaklaşık 1 milyon 800 bin TL, kızıl geyiklerin ise 180 bin ile 440 bin TL arasında olduğu ifade edildi.
Bern Sözleşmesi’ne aykırılık vurgusu
Süllü, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’nin (Bern Sözleşmesi) Ek-II listesinde, kesin koruma altındaki türlerin kasıtlı olarak öldürülmesinin yasak olduğunu hatırlattı. Yaban hayatını korumakla yükümlü kamu kurumlarının hayvanların yaşam hakkına fiyat biçmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Süllü, “Bu toprakların binlerce yıldır özgürce yaşayan canlılarını kâğıt üzerinde ‘mal’ gibi listeleyip parası olanın silahına hedef yapmak, doğa katliamını rant aracına dönüştürmektir. Bu ihale hem hukuki hem ahlaki olarak büyük skandaldır” dedi.
“Mahkemelerin iptal kararlarına rağmen ihaleler tekrarlanıyor”
Daha önce benzer ihalelerin Eskişehir İdare Mahkemesi ve Afyonkarahisar İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini hatırlatan Süllü, Bakanlığın hukuka aykırı şekilde ihaleleri tekrarladığını ifade etti. Bakanlığın yeni ve bilimsel nüfus verisi sunmadan ihaleleri yeniden açtığını belirten Süllü, “Danıştay’ın önce iptal kararlarını onaylayıp, sonra aynı konuda hiçbir yeni veri olmamasına karşın hukuka uygunluk kararı vermesi, yargının bağımsızlığı açısından da kaygı vericidir. Yaban hayatı metalaştıran bu anlayış derhal terk edilmelidir” diye konuştu.
Hukuki ve bilimsel dayanak sorusu
Süllü, geçmişte iptal edilen benzer ihalelerin hangi hukuki ve bilimsel verilere dayanarak tekrar gündeme getirildiğini sordu. İhaleye konu edilen 15 kızıl geyik ile 1 Anadolu yaban koyununun popülasyon, yaş, cinsiyet ve sağlık durumlarına ilişkin hangi somut bilimsel çalışmanın yapıldığını öğrenmek istedi. Bern Sözleşmesi’nin kesin koruma altına aldığı Anadolu yaban koyununun avlanmasına hangi gerekçelerle izin verildiğini de soran Süllü, ekosistem dengesi, biyolojik çeşitlilik ve türlerin sürdürülebilirliği üzerindeki etkiler hakkında Bakanlığın değerlendirme yapıp yapmadığını talep etti.
Süllü ayrıca, Ocak 2020 – Ağustos 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde “av turizmi” kapsamında kaç ihale açıldığını, kaç yaban hayvanının avlandığını, bu hayvanların türlere göre dağılımını, elde edilen toplam geliri ve bu gelirin ne kadarının yaban hayatını koruma çalışmalarına aktarıldığını sordu.
“Yaban hayat satılık değildir”
“Doğanın ve yaban hayatının korunması, onları öldürmek üzere satışa çıkarmakla değil; yaşam alanlarını restore etmek ve gerçek koruma politikalarını hayata geçirmekle mümkündür” diyen Süllü, ihalenin derhal iptal edilmesini istedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’na çağrıda bulunan Süllü, “Hiçbir canlının değeri para ile ölçülemez. Yaban hayat satılık değildir. Bu kanlı ihale iptal edilene kadar hukuki ve toplumsal mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.