Eskişehir Haber Eskişehir Gündem Anadolu Üniversitesi'nde Sinemada Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Konuşuldu

Anadolu Üniversitesi'nde Sinemada Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Konuşuldu

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi, Kadınlar Günü'ne özel farkındalık yaratmak amacıyla Şener Şen Kültür Salonu'nda seminer düzenledi.

Seminere, alanında önemli isimler olan Prof. Dr. İncilay Cangöz, Dr. Öğr. Üyesi Sibel Turan Akan ve Dr. Öğr. Üyesi Meltem Cemiloğlu konuşmacı olarak katıldı. Etkinlikte, kadınların sinema ve televizyon dünyasında karşılaştıkları zorluklar ve bu alandaki eşitsizlikler üzerine çarpıcı ve düşündürücü görüşler paylaşıldı.

“Kadınlar Sinemada Hep Vardı, Ama Tarih Bunu Yazmadı”

Dr. Öğr. Üyesi Meltem Cemiloğlu, sinemanın ilk dönemlerinden itibaren kadınların var olduğunu, ancak tarih kitaplarında adlarının nadiren yer aldığını belirtti. Cemiloğlu, bu konuda şu ifadelerde bulundu:

"Bence bu sektörün içinde akademide de olsa kadın olmak kolay değil, her anlamda bu ayrımcılığı, asimetrik dengeleri, güç dengesini hepimiz hissediyoruz bence zaman zaman. O yüzden hiçbirimiz kurtarılmış değiliz. Kadınlar sinemada hep vardı aslında. Aslında kadının sinemada var olması kimi ülkelerde geç olsa da en başından beri her zaman varlardı. Tarihi kimler yazıyor? Diye meseleye bakmak lazım tarih bazen değiştirilebiliyor biliyorsunuz. Tarihi yazanlar da erkekler olduğu için maalesef ben öğrenciyken de sinema tarihi dersini aldığımda kadınlardan asla bahsedilmedi, hiç adı geçmedi. Ben otuzlu yaşlarımda kadınların varolduğunu keşfettim. Çünkü kitaplarda çok az adları geçiyor, yok sayılıyorlar. Aslında baktığımızda sinemanın en başından beri kadınlar var. İyi film dediğimizde yönetmen dediğimizde hep erkekle erkek sineması erkek isimlerin konuşulması söz konusu."

"Kadınlar Sinemada, Kamera Arkasında Hala İkinci Planda"

Cemiloğlu, sinemadaki kadınların durumunun sadece sahnede değil, kamera arkasında da pek iç açıcı olmadığını ifade etti. 2010 yılına kadar hiçbir kadın yönetmenin Oscar ödülü kazanamaması, sektördeki eşitsizliğin en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıktığını ifade eden Cemiloğlu, bu konuda şu önemli açıklamaları yaptı:

"Yakın zamanda Oscar ödülleri verildi. Oscar tarihine baktığımızda 1929’dan beri verilen bir akademi ödülleri bunlar. 2010’a kadar hiçbir kadın yönetmen Oscar alamadı. Çok geniş bir zamandan bahsediyoruz. Kadınların sinemada ki durumu kamera arkasında da çok iyi bir noktada değil. Bu mücadele tek başına kadınların yapabileceği bir şey değil. Yasalarla beraber uygulamalarla beraber desteklenerek bir adım öteye ilerleme kaydedebileceğimiz bir şey bu. O yüzden sizde kendi özel hayatınızda bu duyarlılığı gösterebilmeniz lazım."

Yeşilçam’da Kadın Temsili: “Ya Kötü Ya Masum”

Dr. Öğr. Üyesi Sibel Turan Akan, Türk sinemasının geçmişinde kadınların nasıl temsil edildiğine dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Türk sinemasının ilk dönemlerinde, kadın karakterlerin ya toplumun ahlaki değerlerine aykırı olarak betimlendiğini ya da namus bekçisi, masum anne ya da eş figürleri olarak yer aldığını belirtti. Akan, bu konuda şunları söyledi:

"Ben biraz Türk sinemasından bahsetmek istiyorum çünkü Türk sinemasının ilk dönemleri üretim değil gösterimle devam ediyor. Türk sinemasında çekim aşamasına ve üretime geçince kadınlar ikinci planda kalıyorlar. Hatta ilk kadın oyuncular yabancı uyruklu olarak seçiliyor. Türk ahlakına, örfüne adetine ve dinine uygun olmadığı için orda bir gösterim var bir görselleştirme var ve bir Türk kadınına olması uygun görülmüyor. İlk çekilen filmlerde kadınlar daha böyle iki ayrı uç diyebiliriz. Daha cesur ama ahlaksız olanı temsil eder. Normal toplumsal cinsiyet rollerinden daha farklı temsillere sahip kadınlar ya kötü ya cezalandırılması gereken kadınlar ya da mutluluğu bulamayan kadınlar olarak temsil ediliyor bir diğer taraf eş, anne, namus bekçisi timsali, toplumsal cinsiyet rollerine uygun kadınlarsa hep ödüllendirilen işte masumiyetle, olması gerekenle eş değer tutulan kadınlar olarak yorumluyor. Özellikle Yeşilçam sinemasına bakacak olursak zaten kadın stereotipleri var. Daha rahat giyinen daha feminen davranan aslında başka bir bakış açısıyla baktığımızda haklarından ya da kimliğinden utanmayan haklarını arayan kadınlar aslında hep bize kötü kadın olarak lanse edilmiş. Hayatını istediği gibi yaşayan istediği gibi giyinen makyajlı bakımlı güzel kadınlar erkeklerle ilişkileri biraz daha cesur olan kadınlar bize Yeşilçam’ın ilk dönemlerinde hep yuva yıkıcı, düzen bozucu, erkeğin aklını çalan kötü kadın olarak lanse edilmiş."

Son olarak Turan Akan ise, kadınların sinemada eşit bir temsili için sadece bireysel çabaların yeterli olmadığını, toplumsal ve yasal değişikliklerin de gerekli olduğunu vurguladı.



 

Yorumlar
Aşağıdaki görselde işlemin sonucu kaçtır?
Captcha Image
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *