Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerinin koordineli çalışması neticesinde, örgütün güncel yapılanması ve finans ağlarına darbe vurulması hedeflendi. Belirlenen çok sayıda adrese şafak vakti düzenlenen eş zamanlı baskınlarda, örgütle bağlantılı olduğu tespit edilen toplam 223 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonlar, devletin tüm kurumlarından sızma girişimlerini engelleme ve örgütün yeniden yapılanma çabalarını bertaraf etme stratejisinin önemli bir parçası olarak kayıtlara geçti.
Yargı süreci hızla başladı: 87 şüpheli tutuklandı
Gözaltına alınan zanlıların emniyet birimlerindeki sorgu süreçleri ve adli makamlara sevkleri titizlikle yürütülüyor. Yapılan ilk yargılamalar sonucunda, elde edilen deliller ve örgüt hiyerarşisindeki rolleri göz önünde bulundurulan 87 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanarak cezaevine gönderildi. 50 kişi hakkında ise adli kontrol hükümleri ve yurt dışına çıkış yasağı gibi kısıtlayıcı tedbirler uygulanmasına karar verildi. Gözaltındaki diğer şüphelilerin ifade işlemleri sürerken, operasyon kapsamında ele geçirilen dijital materyaller ve örgütsel dökümanların incelenmesiyle soruşturmanın derinleştirileceği ve yeni gözaltıların yaşanabileceği belirtiliyor.
FETÖ’ye yönelik gerçekleştirilen bu geniş kapsamlı operasyonun detayları netleşmeye devam ediyor. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, operasyonun odağında örgütün özellikle Emniyet Mahrem Yapılanması ve Güncel Finans Ağı yer alıyor.
İşte operasyonun kapsamı ve ele geçirilen delillere dair ulaşılan son detaylar:
Operasyonun kapsadığı iller ve odak noktaları
Operasyon tek bir merkezle sınırlı kalmayıp, Türkiye genelinde geniş bir coğrafyaya yayıldı. Öne çıkan bölgeler şunlar:
Ankara ve İstanbul: Örgütün "gaybubet evleri" olarak adlandırdığı hücre evlerine ve güncel yapılanma toplantılarının yapıldığı iddia edilen mekanlara baskınlar düzenlendi.
İzmir ve Bursa: Özellikle örgütün finansman sağlama kanalları ve esnaf yapılanmasına yönelik incelemeler bu illerde yoğunlaştı.
Diğer İller: Operasyonun; Konya, Antalya, Adana, Kayseri ve Erzurum dahil olmak üzere toplamda 20'den fazla ili kapsadığı bildirildi.
Ele geçirilen yeni deliller ve yöntemler
Operasyon sırasında ele geçirilen materyaller, örgütün iletişim ve finans yöntemlerindeki değişimi de gözler önüne serdi:
Dijital Haberleşme Ağları: Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanılan ve üzerinde özel şifreleme yazılımları bulunan çok sayıda tablet ve akıllı telefona el konuldu.
Kripto Para ve Finansal Kayıtlar: Örgütün para transferlerini takip ettirmemek için kullandığı idilen kripto cüzdan anahtarları ve "not defterleri" şeklinde tutulan gizli ödeme listeleri ele geçirildi.
Yüksek Miktarda Nakit: "Gaybubet" evlerinde yapılan aramalarda, örgütsel faaliyetlerde kullanılmak üzere saklanan yüklü miktarda döviz ve Türk Lirası cüzdanlar içerisinde bulundu.
Sahte Kimlikler: Bazı şüphelilerin üzerinde, tanınmamak veya yurt dışına kaçış planlarında kullanmak üzere hazırlandığı değerlendirilen yüksek kaliteli sahte kimlik ve pasaportlar ele geçirildi.
Soruşturmanın derinleşen boyutu
Emniyet birimleri, ele geçirilen dijital materyalleri Siber Suçlarla Mücadele laboratuvarlarında incelemeye devam ediyor. İlk bulgular, örgütün firari durumdaki üst düzey yöneticileriyle yurt dışı tabanlı güvenli mesajlaşma uygulamaları üzerinden temas kurmaya çalıştığını gösteriyor. Analiz edilen her bir veri, "yeni bir isim veya adres" anlamına geldiği için gözaltı sayısının ilerleyen günlerde artması bekleniyor.
FETÖ’ye yönelik düzenlenen son operasyon dalgasında deşifre edilen yeni nesil haberleşme yöntemleri ve tutuklanan isimlerin profilleri, örgütün 2026 yılındaki güncel hayatta kalma stratejilerini gözler önüne seriyor.
İşte operasyonun mutfağından sızan çarpıcı ayrıntılar:
Yeni nesil gizli haberleşme yöntemleri
Örgütün, geçmişteki "ByLock" veya "Falcon" gibi kolay deşifre edilebilen sistemler yerine, artık tespit edilmesi çok daha güç olan hibrit ve maskelenmiş yöntemlere başvurduğu saptandı:
Oyun İçi Sohbet Odaları: Şüphelilerin, özellikle yüksek grafikli popüler savaş ve strateji oyunlarının (örneğin popüler battle royale oyunları) sesli ve yazılı sohbet kanallarını kullanarak örgütsel talimat aldıkları belirlendi. Bu yöntem, normal bir oyuncu trafiği gibi göründüğü için takip edilmeyi zorlaştırıyor.
Gizli Bulut Dosyaları (Steganografi): Operasyonda ele geçirilen bazı dijital dökümanların, sıradan manzara fotoğraflarının veya PDF dosyalarının içerisine özel yazılımlarla "gömüldüğü" ortaya çıktı. Dışarıdan bakıldığında bir fotoğraf gibi görünen dosya, şifre çözücü ile açıldığında hücre yapılanmasının talimatlarını içeriyor.
Tek Kullanımlık Mesajlaşma Servisleri: Yurt dışı kaynaklı ve kayıt tutmayan, mesajın okunduktan saniyeler sonra hem göndericiden hem alıcıdan kalıcı olarak silindiği "merkezi olmayan" (decentralized) mesajlaşma uygulamalarının aktif olarak kullanıldığı tespit edildi.
Tutuklanan şüphelilerin profil detayları
Gözaltına alınan ve tutuklanan 87 kişinin profil analizi yapıldığında, örgütün "temiz yüzlü kadrolaşma" ve "uyuyan hücre" taktiklerine ağırlık verdiği görülüyor:
Yeni Mezun ve Sabıkasız İsimler: Tutuklananların bir kısmının, daha önce hiçbir adli kaydı bulunmayan, örgütle bağlantısı kamuoyunda bilinmeyen ve son birkaç yıl içinde üniversitelerden mezun olmuş gençlerden oluştuğu dikkat çekiyor. Örgütün bu isimleri kamu kurumlarına sızdırmak üzere "hazırlık aşamasında" tuttuğu değerlendiriliyor.
Lojistik ve Tedarik Sorumluları: Tutuklananlar arasında, özellikle firari durumdaki örgüt üyelerine barınma (gaybubet evi), sahte kimlik ve nakit para sağlayan "finansal kuryeler" ve "lojistik sorumluları" ön plana çıkıyor.
Siber Uzmanlar: Ele geçirilen dijital sistemleri kuran ve yöneten, bilgi işlem konusunda yüksek yetkinliğe sahip "siber mahrem" sorumlularının da tutuklananlar arasında olduğu bilgisine ulaşıldı.
Güncel finans ağı nasıl çalışıyor?
Soruşturmada deşifre edilen bir diğer önemli nokta ise paranın izinin nasıl kaybettirildiği oldu. Şüphelilerin, yurt dışından gönderilen "himmet" ve "yardım" paralarını P2P (Kişiden kişiye) kripto para transferleri ve kayıt dışı "havale" yöntemleriyle Türkiye'ye soktukları, ardından bu paraları ATM'lerden QR kod yöntemini kullanarak (fiziksel kart kullanmadan) küçük meblağlar halinde çektikleri saptandı.
FETÖ’nün "güncel yapılanması"na yönelik yürütülen bu geniş kapsamlı soruşturmada, siber takibin teknik boyutları ve operasyonun bir sonraki aşamasında hedeflenen yapılar hakkında çok daha kritik verilere ulaşıldı.
İşte operasyonun derinliklerindeki teknik detaylar:
Siber takibin teknik detayları: "Dijital ayak izleri" nasıl takip edildi?
Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ve İstihbarat birimleri, örgütün "tespit edilemez" sandığı yöntemleri çözmek için Yapay Zeka Destekli Veri Analiz sistemlerini devreye soktu:
Anomali Tespiti: Bankacılık sistemlerinde, daha önce birbirleriyle hiçbir ticari bağı olmayan ancak aynı saat dilimlerinde sürekli "QR kod" veya "cep-bank" üzerinden para transferi yapan hesaplar yapay zeka tarafından işaretlendi. Bu, finansal kuryelerin izini sürülmesini sağladı.
VPN ve IP Analizi: Örgüt üyelerinin kullandığı şifreli mesajlaşma uygulamalarının, her ne kadar içeriklerini gizlese de, sunuculara bağlandığı noktada bıraktığı "sinyal yoğunluğu" takip edildi. Sürekli aynı lokasyonlardan (hücre evlerinden) çıkan yurt dışı kaynaklı şifreli trafik, gaybubet evlerinin koordinatlarını belirledi.
Metaveri İncelemesi: Ele geçirilen "masum görünümlü" fotoğrafların içine gömülen metinlerin, dosyanın boyutunda yarattığı milimetrik değişimler siber laboratuvarlarda tespit edildi. Bu sayede, fotoğraf dosyalarının içine gizlenmiş "eylem planları" ve "isim listeleri" deşifre edildi.
Bir sonraki aşamada hedeflenen hücre yapıları
Operasyonun devamında, henüz deşifre edilmemiş ancak sinyalleri alınan şu yapılar üzerine yoğunlaşılıyor:
"Beyaz Yakalı" Uyuyan Hücreler: Örgütün, özel sektörde (özellikle teknoloji, savunma sanayii ve finans alanlarında) kritik pozisyonlara yerleştirdiği, bugüne kadar hiçbir örgütsel faaliyete karıştırmadığı "beyaz yakalı" üyeleri mercek altına alınmış durumda.
Sosyal Medya "Trol" Ağları: Yurt dışından yönetilen ancak Türkiye içindeki "bot" hesaplarla desteklenen, dezenformasyon yayarak toplumsal huzuru bozmayı hedefleyen dijital hücrelerin merkez üsleri tespit ediliyor.
Eğitim ve Danışmanlık Maskesi: Gençleri yeniden örgüte kazandırmak amacıyla "özel ders", "kariyer danışmanlığı" veya "dil kursu" adı altında faaliyet gösteren kayıt dışı oluşumların bir sonraki dalganın hedefinde olduğu belirtiliyor.
Güvenlik kaynaklarından uyarı
Operasyonun bu aşamasında elde edilen veriler, örgütün yurt dışındaki firari tepe kadrosunun, Türkiye’deki üyelerine "dağılmayın, yeniden canlanacağız" mesajı vermek için finansal yardımları artırdığını gösteriyor. Ancak "Sanal Kıskaç" ve benzeri operasyonlarla, bu paranın dağıtım kanalları tek tek bloke ediliyor.
Operasyonun derinleşen boyutu: Dijital labirentler ve küresel finans ağları
FETÖ'ye yönelik yürütülen ve 223 şüphelinin yakalandığı dev operasyonda, adli makamlara sunulan ek delil dosyaları örgütün 2026 yılındaki "hayatta kalma" şifrelerini bir bir çözüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen son bilgiler, örgütün sadece yerel bir hücre yapısı değil, siber dünyayı ve uluslararası finansal boşlukları kullanan karmaşık bir ağ kurduğunu kanıtlıyor. Emniyet ve MİT koordinasyonunda hazırlanan raporlarda, örgütün yurt dışı bağlantıları ve dijital savunma mekanizmalarına dair çarpıcı detaylar yer alıyor.
Yurt dışı kanalları: Avrupa ve ABD arasındaki "finans köprüsü"
Soruşturmada deşifre edilen en kritik verilerden biri, örgütün finansal lojistiğinin merkez üsleri oldu. Ele geçirilen dijital dökümanlar ve itiraflar, paranın izlediği yolu şöyle özetliyor:
ABD Tabanlı Okul Fonları: Örgütün ABD’deki "Charter" (sözleşmeli) okullarından elde ettiği yıllık yaklaşık 800 milyon dolarlık devasa fonun bir kısmının, paravan şirketler üzerinden Avrupa’ya aktarıldığı saptandı.
Avrupa Lojistik Merkezi: Almanya ve Belçika merkezli kurulan sözde yardım dernekleri, ABD’den gelen bu fonları "bağış" adı altında yasallaştırarak Türkiye’deki güncel yapılanmaya aktaran bir köprü görevi görüyor.
Kripto Aklama: Paranın Türkiye'ye girişinde ise Avrupa'daki borsa dışı (OTC) kripto işlem noktaları kullanılıyor. Bu sayede, geleneksel bankacılık sisteminin takibinden kurtulan milyonlarca lira, Türkiye içindeki finansal kuryelere (mahrem sorumlulara) "soğuk cüzdanlar" aracılığıyla ulaştırılıyor.
Siber takipte yeni perde: "Yapay zeka ile maskelenmiş trafik"
Örgütün, güvenlik güçlerinin siber takibinden kaçmak için geliştirdiği yöntemler, bu operasyonla ilk kez bu kadar net bir şekilde dökümante edildi:
Derin Sahte (Deepfake) ile Kimlik Gizleme: Şüphelilerin, görüntülü görüşmeler sırasında gerçek zamanlı Deepfake teknolojisini kullanarak kendilerini farklı kişiler gibi gösterdikleri ve bu sayede tanınmış dijital platformlarda güvenli iletişim kurdukları belirlendi.
Otonom Mesajlaşma Botları: Operasyonda ele geçirilen sunucularda, sadece belirli bir coğrafi bölgeye girildiğinde aktifleşen ve talimatları ilettikten sonra kendini tamamen imha eden (self-destruct) otonom yazılımlar bulundu.
Yapay Zeka Destekli Oltalama: Örgütün, kendi üyeleri arasındaki güveni tazelemek ve yeni eleman devşirmek için "hiper-kişiselleştirilmiş" yapay zeka içerikli e-postalar hazırladığı, bu maillerin devlet kurumlarından geliyormuş gibi maskelendiği ortaya çıktı.
Adli süreçte yeni deliller: "Beyaz Liste" ve "Uyuyanlar"
Mahkemeye sunulan ek delil klasörlerinde, örgütün henüz aktifleşmemiş olan **"Beyaz Liste"**sine dair ipuçları yer alıyor. Bu liste, örgütle hiçbir adli veya idari kaydı bulunmayan, kamu kurumlarında ve stratejik teknoloji şirketlerinde görev yapan "uyuyan hücreleri" kapsıyor. Siber uzmanların deşifre ettiği bir "bulut dosyası" içindeki şifreli isimlerin, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek yeni operasyon dalgalarının temelini oluşturacağı değerlendiriliyor.
"Siber Kalkan" devreye girdi: Dezenformasyon ağları ve kripto varlıkların geleceği
FETÖ'ye yönelik düzenlenen 223 kişilik dev operasyonun ardından, devletin siber savunma mekanizmaları da yeni bir evreye geçti. Emniyet Genel Müdürlüğü ve İletişim Başkanlığı koordinesinde yürütülen "Siber Kalkan" çalışması, örgütün dijital dünyadaki manipülasyon gücünü kırmayı hedeflerken; ele geçirilen milyonlarca liralık kripto varlığın hukuki akıbeti de netleşmeye başladı. 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe giren yeni nesil denetim mekanizmaları, terör örgütlerinin dijital finans ve propaganda koridorlarını tamamen kapatmayı amaçlıyor.
"Siber Kalkan" operasyonu: Dezenformasyon fabrikaları takibe alındı
Operasyonun ardından başlatılan "Siber Kalkan" çalışması, örgütün sosyal medya üzerindeki "trol" ağlarını ve yapay zeka destekli içerik üretim merkezlerini hedef alıyor. İşte bu çalışmanın öne çıkan detayları:
Algoritma Manipülasyonuna Son: Örgütün yurt dışı merkezli hesaplar üzerinden Türkiye gündemini belirlemek için kullandığı "bot" ağları, Siber Kalkan yazılımlarıyla anlık olarak tespit ediliyor. Bu hesapların yaydığı dezenformasyon içerikli paylaşımların erişimi kısıtlanarak, halkın yanlış bilgilendirilmesinin önüne geçiliyor.
Yapay Zeka Dedektörleri: Siber birimler, örgütün son dönemde sıkça başvurduğu yapay zeka tarafından üretilen sahte ses (deepvoice) ve görüntü (deepfake) kayıtlarını ayırt edebilen özel filtreler kullanmaya başladı. Bu sayede, kamu görevlileri adına paylaşılan sahte videoların gerçekliği dakikalar içinde sorgulanabiliyor.
Dijital İz Sürme: Siber Kalkan kapsamında, dezenformasyon yayan hesapların sadece içerikleri değil, bu hesapların finansmanını sağlayan dijital cüzdanlar ve reklam ödeme kanalları da takip edilerek örgütün medya bütçesi kesiliyor.
Ele geçirilen kripto varlıkların hazineye devri süreci
Sanal Kıskaç operasyonunda tespit edilen 827 milyon liralık işlem hacminin büyük bir kısmını oluşturan kripto varlıklar için 2026 yılındaki güncel mevzuat çerçevesinde şu süreç işletiliyor:
Adli Emanet ve Soğuk Cüzdanlar: Ele geçirilen kripto paralar, özel şifrelerle korunan ve internetle bağlantısı olmayan "Devlet Adli Soğuk Cüzdanları"na aktarılıyor. Bu süreçte MASAK ve SPK uzmanları, varlıkların hangi yasa dışı faaliyetten elde edildiğini belgelemek için blokzincir (blockchain) analizi yapıyor.
Müsadere Kararı: Mahkeme süreci sonunda, varlıkların terör örgütü finansmanında kullanıldığı kesinleştiğinde "müsadere" (el koyma) kararı veriliyor. Bu karar, Türkiye'deki lisanslı kripto varlık hizmet sağlayıcıları üzerinden veya doğrudan ilgili blokzincir ağındaki yasal prosedürlerle uygulanıyor.
Hazineye Nakit Aktarımı: El konulan kripto paralar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Hazine kontrolündeki resmi borsalar üzerinden piyasa rayicine uygun olarak Türk Lirası'na dönüştürülüyor ve doğrudan genel bütçeye, özellikle de siber güvenlik yatırımlarına kaynak olarak aktarılıyor.
Bir sonraki adım: "Beyaz Yakalı" ve "Siber Mahrem" yapılanma
Güvenlik birimleri, bu operasyonla elde edilen dijital veriler ışığında, örgütün kamu kurumlarına sızmaya çalışan "beyaz yakalı" siber uzmanlarını ve kripto borsalarında örgüt adına manipülasyon yapan "siber mahrem" sorumlularını belirlemeye odaklandı. 2026 yılının ilk yarısında, bu deşifre edilen isimlere yönelik yeni ve daha teknik odaklı operasyonların gerçekleşmesi bekleniyor.
Terörle mücadelede yeni nesil teknolojiler: Yapay zeka ve kripto varlık denetimi
Türkiye’de FETÖ ve benzeri terör örgütlerine yönelik yürütülen dijital tabanlı operasyonlar, 2026 yılı itibarıyla savunma teknolojilerinde bir "eşik dönüşümü"ne işaret ediyor. Cumhurbaşkanlığı 2026 Yıllık Programı ve milli teknoloji projeleri kapsamında yapay zeka, artık sadece bir yardımcı araç değil, milli güvenliğin doğrudan merkezine yerleştirilmiş bir savunma altyapısı haline geldi. Bu kapsamda, özellikle kripto para piyasalarındaki denetimler ve siber dünyadaki dezenformasyon ağlarına karşı yürütülen çalışmalar, terör örgütlerinin dijital koridorlarını birer birer kapatıyor.
Yapay zeka destekli savunma: İstihbaratta "Milli Yapay Zeka" dönemi
2026 yılı itibarıyla Türkiye, terörle mücadelede MAIN gibi milli yapay zeka platformlarını ve ADVENT gibi ağ destekli veri entegre savaş yönetim sistemlerini aktif olarak kullanmaya başladı. Bu sistemlerin terörle mücadeleye katkıları şu şekilde öne çıkıyor:
Otonom Tehdit Analizi: Yapay zeka, milyonlarca veriyi (sinyal bilgileri, açık kaynak verileri, siber hareketlilik) saniyeler içinde tarayarak terör örgütlerinin uyuyan hücrelerini veya güncel finans hareketlerini "anomali tespiti" ile ortaya çıkarıyor.
Deepfake ve Sentetik İçerik Engelleme: 2026'da zirveye ulaşan "gerçekçi ses üretimi" ve deepfake saldırılarına karşı, emniyet birimleri yapay zeka tabanlı "sahtelik dedektörleri" kullanıyor. Bu sayede, kamu görevlileri adına üretilen sahte sesler veya videolar gerçek zamanlı olarak deşifre ediliyor.
Siber Vatan ve Kapasite Artırımı: "Siber Vatan 2026" programı ile 81 ilde gençlerin bu teknolojilere katılımı sağlanarak, ulusal siber savunma kapasitesi tabana yayılıyor.
Kripto piyasalara etkisi: "Gri Alan" kapanıyor
FETÖ operasyonunda ele geçirilen 827 milyon liralık işlem hacmi, kripto paraların terör finansmanında kullanımına dair önemli veriler sundu. Bu durumun piyasalar üzerindeki etkileri ve yasal süreçler şöyle şekilleniyor:
Borsalarda Nitelikli Denetim: Kripto varlık borsaları artık sadece kimlik doğrulaması (KYC) yapmakla kalmıyor; MASAK ve SPK ile entegre çalışarak şüpheli işlem hacimlerini ve "mikro transfer" (fonları parçalayarak izini kaybettirme) yöntemlerini anlık olarak bildiriyor.
Müsadere ve Hazineye Aktarım: El konulan kripto varlıklar, 2026 mevzuatına göre "Adli Soğuk Cüzdanlarda" muhafaza ediliyor. Kesinleşen mahkeme kararlarıyla bu varlıklar TL'ye dönüştürülerek doğrudan genel bütçeye, özellikle de milli teknoloji ve siber güvenlik projelerine finansman olarak aktarılıyor.
OTC ve P2P Takibi: Örgütlerin "merkeziyetsiz borsalar" (DEX) veya "kişiden kişiye transfer" (P2P) yöntemleriyle para aklama girişimlerine karşı, blokzincir analitik araçları (Blockchain Analytics) kullanılarak paranın nihai varış noktası tespit ediliyor.
2026 yılı, Türkiye'nin siber güvenlikte "savunmadan proaktif saldırıya" geçtiği bir yıl olarak tanımlanıyor. Terör örgütlerinin yapay zekayı propaganda ve siber saldırılar için kullanmasına karşılık; devlet, yapay zekayı ekonomik egemenlik ve askeri kapasitenin bir parçası olarak konumlandırarak bu tehditleri kaynağında kurutmayı hedefliyor.