17 Ekim 2026, Cumartesi
Eskişehir Durum | Çevre | İstanbul'daki aşırı yağışlar Karadeniz'in taşkın rekorlarını geride bıraktı

İstanbul'daki aşırı yağışlar Karadeniz'in taşkın rekorlarını geride bıraktı

İstanbul'da bir günde kaydedilen 200 milimetreyi aşkın yağış, kentin yıllık ortalamasının üçte birine ulaşarak Doğu Karadeniz'deki taşkın seviyelerini geride bıraktı.

İstanbul'da bir günde kaydedilen 200 milimetreyi aşkın yağış, kentin yıllık ortalamasının üçte birine ulaşarak Doğu Karadeniz'deki taşkın seviyelerini geride bıraktı.

İstanbul'daki aşırı yağışlar Karadeniz'in taşkın rekorlarını geride bıraktı

İstanbul'da etkili olan şiddetli sağanak, kentin meteorolojik verilerinde nadir görülen bir tabloya yol açtı. Bir gün içerisinde metrekareye düşen yağış miktarının 200 milimetreyi aşması, kentin yıllık ortalama 600 milimetrelik yağış kapasitesinin üçte birinin sadece 24 saatte gerçekleştiği anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye'nin en çok yağış alan bölgelerinden biri olan Doğu Karadeniz'de dahi taşkınlara sebep olan yağış değerlerinin üzerine çıkılmasıyla dikkat çekiyor.

Karadeniz'in taşkın seviyeleri aşıldı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr.

Hakan Ersoy, İstanbul'da yaşanan yağışın şiddetini Doğu Karadeniz verileriyle kıyasladı. Ersoy, bölgedeki birçok taşkın olayında dahi 200 milimetrenin altında yağış kaydedildiğini hatırlatarak, İstanbul'un Artvin Hopa'da 2015 yılında yaşanan 280 milimetrelik ekstrem yağış değerlerine yaklaştığını belirtti.

Prof. Dr.

Ersoy, Türkiye'nin artık bölgesel ayrımlar yerine bir bütün olarak afet bölgesi gerçeğiyle hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Lokal yağışlar iklim değişikliğinin habercisi

Yağışın kent genelinde homojen bir dağılım göstermediğine dikkat çeken uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerinin yerel ölçekte çok daha keskin hissedildiğini ifade ediyor. İstanbul'un kuzeyindeki Beykoz'da yağış miktarı 200 milimetreyi aşarken, aynı anda Üsküdar çevresinde yağışın görülmemesi, meteorolojik olayların ne kadar dar alanlarda etkili olabildiğini kanıtlıyor. Bu lokal karakter, şehir planlamasında ve afet yönetiminde yeni bir yaklaşım gerekliliğini ortaya koyuyor.

Dere yataklarındaki yapılaşma riski artırıyor

Ani ve şiddetli yağışların kent üzerindeki yıkıcı etkisinin temel nedenlerinden biri olarak dere yataklarının durumu öne çıkıyor. Prof. Dr. Hakan Ersoy, dere yataklarının kapatılarak üzerine yerleşim alanları inşa edilmesinin, doğanın tepkisini sel ve taşkınlarla vermesine neden olduğunu belirtti. İklim değişikliğinin artık bir gerçeklik olduğunu ifade eden Ersoy, şehirdeki yerleşim mantalitesinin bu yeni iklim koşullarına göre acilen revize edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız