Eskişehir Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik, meclis toplantısında yaptığı konuşmada, son yıllarda yer altı ve yer üstü kaynaklarının kullanımına ilişkin gelişmelere dikkat çekti. Türkiye genelinde maden sahalarına yönelik artan faaliyetlerin Eskişehir’i de ciddi şekilde etkilediğini ifade eden Çelik, kaynakların ne zaman ve nasıl kullanılacağı konusunun kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
1 Nisan tarihinde ihalesi yapılan maden sahalarına değinen Çelik, 9 ihalenin teklif veren şirketler üzerinde kaldığını belirtti. Bu ihalelerin 2’sinin mermer ve traverten gibi 2. grup madenleri kapsadığını, 7 ihalenin ise altın ve gümüş gibi değerli madenlere yönelik olduğunu aktardı. Söz konusu 7 ihalenin toplam 9 bin 192 hektarlık alanı kapsadığını ifade eden Çelik, bu alanların Tepebaşı, Uludere, Sarıcakaya, Beylikova, Sivrihisar, Alpu ve Mihalıççık ilçelerinde bulunduğunu kaydetti.
“Dev Proje Çevre ve Sağlık Açısından Risk Taşıyor”
Çelik, özellikle Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır A.Ş. tarafından Tepebaşı-Mihalgazi hattında planlanan maden projesine dikkat çekerek, projenin 20 bin dönümlük ruhsat alanına sahip olduğunu ve yaklaşık 2 bin 450 futbol sahası büyüklüğünde bir alanı kapsadığını söyledi. Açık ocak derinliğinin 500 metre olacağını belirten Çelik, çıkarma yönteminin siyanürlü yığın liç yöntemi olacağını ve projeye 4 Temmuz 2025 tarihinde ÇED olumlu kararı verildiğini hatırlattı.
Proje kapsamında 100 binden fazla ağacın kesileceğini ve 530 futbol sahası büyüklüğünde ormanlık alanın yok olacağını ifade eden Çelik, bölgenin mikroklima özelliği nedeniyle endemik bitki türleri ve yaban hayatının kalıcı zarar göreceğini dile getirdi. Ayrıca 10 yıl boyunca her yıl 6 milyon ton cevherin siyanürle ayrıştırılmasının planlandığını belirterek, siyanür ve ağır metal tehdidine dikkat çekti.
Hava kirliliği riskine de değinen Çelik, siyanür gazının havada uzun süre kalabildiğini ve uzak mesafelere taşınabildiğinin bilimsel verilerle ortaya konduğunu söyledi. Bunun yanı sıra yer altından çıkarılan arsenik, demir, çinko, bakır ve molibden gibi ağır metallerin toprak ve su kaynaklarını kirleteceğini ifade etti.
“Su Kaynakları ve Tarım Tehdit Altında”
Projede yıllık 9 milyon 400 bin ton su tüketileceğinin açıklandığını belirten Çelik, bu suyun Sakarya Nehri, yer altı kuyuları ve Tarpak Göleti’nden karşılanmasının planlandığını söyledi. Bu durumun bölgedeki tarımsal sulamayı olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Çelik, olası sızıntıların Sakarya Nehri üzerinden birçok ili etkileyebileceğini dile getirdi.
Mikroklima özelliği taşıyan bölgenin Eskişehir, Ankara ve İstanbul’un meyve-sebze ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşıladığını belirten Çelik, bölgede yürütülen hayvancılık faaliyetlerinin de ağır metal kirliliği nedeniyle risk altında olduğunu ifade etti. Erzincan İliç örneğini hatırlatan Çelik, burada maden faaliyetleri sonrası sığır sayısında ciddi düşüş yaşandığını söyledi.
“20 Nisan’da Bilirkişi İncelemesi Yapılacak”
Anayasa’nın 56’ncı maddesine atıfta bulunan Çelik, herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu vurguladı. Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, TEMA Vakfı, Eskişehir Barosu ve Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği tarafından açılan dava kapsamında 20 Nisan 2026 Pazartesi günü bilirkişi keşfi yapılacağını açıkladı.
Çelik, Eskişehir Çevre Derneği’nin bağımsız sağlık etki değerlendirme talebinin de dikkate alınması gerektiğini belirterek, vatandaşları 20 Nisan’da yapılacak incelemeye duyarlılık göstermeye davet etti.
Konuşmasının sonunda maden çıkarılmasına tamamen karşı olmadıklarını ifade eden Çelik, ancak Eskişehir’e yakın bu bölgede planlanan faaliyetlerin halk sağlığı ve çevresel etkileri açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.