Genel Gündem

Atatürksüz Müfredat Nedir?

"Atatürksüz müfredat" ifadesi, Türkiye'de özellikle 2024-2025 ve sonrasında (Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli olarak bilinen) yeni eğitim müfredatı tartışmalarında ortaya çıkan, siyasi ve ideolojik bir eleştiri terimidir.

Bu tabir, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) onayladığı yeni öğretim programlarında Mustafa Kemal Atatürk'ün, Atatürkçülük ilkelerinin veya Cumhuriyet değerlerinin yeterince yer almadığı, seyreltildiği ya da "kasıtlı olarak çıkarıldığı" iddiasını özetler.

Gerçek Durum Nedir?

  • Resmi olarak Atatürk müfredattan çıkarılmadı: MEB'in açıklamalarına ve mevcut müfredat metinlerine göre, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi hâlâ zorunlu olarak 8. sınıf ve 12. sınıfta yer alıyor. Atatürk'ün hayatı, ilkeleri, inkılapları ve Cumhuriyet'in kuruluşu konuları işleniyor.
  • Atatürk ile ilgili içerikler Türkçe, Sosyal Bilgiler, Tarih gibi derslere de entegre edilmiş (örneğin zorunlu okuma metinleri, incelemeler yoluyla).
  • MEB Bakanı Yusuf Tekin ve yetkililer, iddiaları "büyük iftira" olarak nitelendiriyor; Atatürk'ün ilke ve inkılaplarının daha geniş ve derinlemesine, derslere yayılmış şekilde işlendiğini savunuyorlar.

Neden "Atatürksüz" Deniyor? (Eleştirilerin Temeli)

Muhalefet partileri (CHP vb.), Eğitim-İş, Eğitim-Sen gibi sendikalar, bazı sivil toplum örgütleri (Türkiye Gençlik Birliği gibi) ve sosyal medya kullanıcıları şu noktalara dikkat çekiyor:

  • Sadeleştirme (içerik azaltma) en çok Atatürk ve Milli Mücadele ile ilgili ünitelerde yapılmış → Bazı üniteler birleştirilmiş, isimler değiştirilmiş (örneğin "Atatürkçülük ve Çağdaşlaşan Türkiye" → "Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşu ve İnkılaplar").
  • Ortak metinde "Atatürk", "Atatürkçülük", "laiklik" gibi ifadelerin daha az veya hiç kullanılmaması.
  • Laiklik ilkesinin ders amaçlarından çıkarılması (örneğin öğretmenin öğrencileri laik devlet bilinciyle yetiştirmesi vurgusunun kaldırılması).
  • Yeni eklemeler arasında "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" gibi güncel siyasi konuların yer alması, bazı kesimlerce "siyasallaşma" olarak görülüyor.
  • Genel olarak Atatürk'ün bağımsız bir ünite/başlık yerine dağıtılarak "seyreltildiği" iddiası.

Bu tartışma özellikle 2024 Nisan-Mayıs aylarında müfredat taslağı askıya çıktığında patlak verdi ve 2025'te de (onay süreci sonrası) devam etti. Bazıları bunu "eğitimin siyasallaşması" veya "Cumhuriyet değerlerinin törpülenmesi" olarak yorumlarken, resmi taraf "sadeleştirme ve bütüncül yaklaşım" diyor.

"Atatürksüz müfredat" gerçek bir içerik kaldırma değil, muhalif kesimlerin kullandığı eleştirel bir sıfattır. Resmi müfredatta Atatürk hâlâ var ve zorunlu derslerde işleniyor, ancak içerik miktarı, vurgu şekli ve laiklik gibi kavramların işlenişi konusunda ciddi görüş ayrılıkları var.